Filistin’de yaklaşık bir asırdır devam eden işgal ve şiddet, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e dönük saldırısının İsrail devleti tarafından bir soykırıma alet edilmesiyle geçtiğimiz bir yıldır tarif edilemez bir boyuta ulaştı. Bölgede çok uzun yıllardır sivilleri yaşamdan koparan, yaşayanları açlığa mahkum eden, bir buçuk milyondan fazla insanı evsiz bırakan, sağlık ve eğitim tesisleri dahil tüm altyapıyı yok eden saldırılar karşısında sessiz kalmak bugün her zamankinden daha zor; harekete geçmek ise her zamankinden daha önemli.
Müzik dünyasında da Filistin’e destek mesajları ve dayanışma hareketleri, her geçen gün çeşitlenerek artmakta. Post-punk, darkwave ve goth sahnesinden de iki örnek derleme bu yıl dinleyicilerle buluştu. Bunlardan biri olan ve farklı ülkelerden 30 grup/sanatçıyı bir araya getiren “Goths for Palestine” derleme albümü 22 Kasım 2024’te yayımlandı. Sanatçılar arasında; 3 Ekim 2023’te IF Performance Hall Beşiktaş sahnesinde ilk kez canlı dinlediğimiz, 2015 yılında Gözde Düzer tarafından Stokholm’de kurulan darkwave ve gotik müzik projesi Aux Animaux da Devil Inside parçasıyla yer alıyor.

“Goths for Palestine”ın satışı üzerinden elde edilen tüm gelir; 1968’den bu yana Filistin, Lübnan ve Ürdün’deki çatışmalardan etkilenen mültecilere ve diğer gruplara yardım eden ANERA’ya bağışlanıyor. Batı Şeria ve Gazze başta olmak üzere Filistin, Lübnan ve Ürdün’de yerel ortaklarla birlikte sahada çalışan kuruluş; acil yardım sağlamak ve sürdürülebilir, uzun vadeli sağlık, eğitim ve ekonomik kalkınma için kaynakları harekete geçiriyor. İlerlemeyi kısıtlayan politikaları aşarak yardımın, en çok ihtiyaç duyulan yerlere ulaşmasını sağlamak için topluluk hizmeti veriyor.
Bu söyleşide, albümü derleyen darkwave sanatçısı Suzi Sabotage ile bir araya geldik ve albüm üzerinden goth ve post-punk topluluklarının insan hakları temelli hareketleri desteklemekteki rolünü, müzisyenler arasındaki işbirlikçi çabaları ve “Goths for Palestine”ın Filistin’deki insani kriz için farkındalık ve fon toplamada nasıl bir etki yarattığını konuştuk.
“Goths for Palestine” derleme albümünü https://gothsforpalestine.bandcamp.com/ üzerinden satın alarak siz de bu harekete destek olabilirsiniz.

Bize kısaca kendinden bahsedebilir misin?
Ben Suzi Sabotage; Helsinki, Finlandiya’dan bir darkwave sanatçısıyım. Müziğim; darksynth, post-punk, synthpop ve neofolk arasında bir kesişim olarak tanımlanmakta. Bu derleme çalışmasından önce bile aktivizmin sanatımla özünde iç içe olduğunu hissediyordum. Yıllar içinde, insan haklarını savunan sözler yazarak, kalbime yakın değerler ve konular hakkında farkındalık yaratarak ve bağış kampanyaları düzenleyerek (örneğin Ukrayna, Black Lives Matter ve hayvan hakları örgütleri için) bu aktivizmi müzikal çalışmalarımda hayata geçirdim.
Goths for Palestine hakkında bize bilgi verebilir misin? Bu derlemeyi oluşturmak için sana ne ilham verdi? Bu fikri tetikleyen belirli bir olay veya an var mıydı?
Bu fikir, 2024 yaz aylarında aklımda şekillendi. O dönemde, en az 2011’den beri tanıdığım Belgrado’dan Jonathan Sirit ile tesadüfen yeniden bağlantı kurdum. Onun bu amaç için fon toplamak hedefiyle yarattığı “Free Palestine” (“Özgür Filistin”) adlı sanat eseri, Instagram’da dikkatimi çekti. Sanırım bu, sürecin ciddi bir şekilde başlaması için bir katalizör oldu ve bir süre sonra bu fikri ona açtım. Bana yardımcı olmaktan mutlu olacağını söyledi. Sağ olsun, ilgili eseri bu albümün kapak görseli olarak kullanmam için bana izin verdi ve hatta ideal oranlara uyacak şekilde uyarladı.
Müziğin, özellikle post-punk, darkwave ve goth türlerinin bu amaca katkıda bulunmanın güçlü bir yolu olduğunu neden hissettin? Goth ve post-punk topluluğunu, bu tür amaçları desteklemek için nasıl bir konumda görüyorsun?
Birçok goth’un Filistin’e destek verdiğini gördüm, bu yüzden bu derlemeyi bu türlerin sınırları içinde oluşturmak doğal geldi. Goth alt kültürü doğası gereği ilericidir; çoğumuz bir şekilde sol değerlere sahibiz. Savaş, soykırım ve tiranlığa karşı olmak, ilerici değerlere sahip olanlar arasında oldukça yaygındır. Bu, baskıcı rejimlerin sürekli zulmü altındaki halklara (Filistinliler ve Ukraynalılar gibi) yönelik geniş çaplı bir sempati gösterisi olarak kendini göstermiştir. Büyük bir memnuniyetle gördüm ki bu duyarlılık, küresel goth sahnesi boyunca bu halklar için farkındalık ve fon yaratma yoluyla aktif bir şekilde ifade edilmektedir.
Bu derleme için sanatçıları ve şarkıları nasıl seçtin? Süreç nasıldı?
Sosyal ağlarda tek tek iletişime geçmek üzere bir sanatçı listesi hazırladım ve ardından her birine derleme ile ilgili yazdığım bir bilgi paketi gönderdim. Bu sanatçıların tümüne ve süreç içinde radarımda beliren, spontane olarak iletişime geçmeye karar verdiğim diğer sanatçılara ulaşmam birkaç ay sürdü. Ancak, bu konuda sabırlı olduğum için mutluyum. Eğer ilk planladığım takvime göre albümü yayımlasaydım, sanatçı listesi şimdiki hâlinin yalnızca yarısı kadar olacaktı. Ayrıca uygun bir yardım kuruluşu bulmak için epey bir araştırma yapmak gerekti. Bazı konular daha önce benim için bilinmezdi, ancak Kanada’dan Filistin yanlısı aktivist Keyaunna (Instagram’da @souvenir.the.florence) tarafından nazikçe dikkatime sunuldular. Ona ve Jonathan Sirit’e, bu özel amacı destekleme konusunda deneyimli kişilerden içgörü gerektiğinde danışabilme imkânı sağladıkları için özellikle teşekkür etmek istiyorum.
Bu derlemenin hem müzik topluluğuna hem de daha geniş bir dünyaya hangi mesajı iletmesini umuyorsun?
Bu derlemenin, başkalarına da benzer projeler başlatmak için ilham vermesini ve goth müziğin bu tür konular hakkında açık sözlü olmakla el ele gittiğini göstermesini umuyorum. Aynı zamanda bu konuya sessiz kalınacak bir zaman olmadığını hatırlatmasını istiyorum. Burada insanlığa karşı işlenen suçlardan bahsediyoruz ve en azından bir şekilde farkındalık yaratmak hayati önem taşıyor. Özellikle sanatçılar veya diğer türden etkileyiciler olarak geniş bir kitleye ulaştığımızda, gerektiğinde konuşmayı daha fazla düşünmeliyiz – en azından ben bunu ahlaki bir görev olarak görüyorum. Platformlarımızı yalnızca kendimize hizmet eden amaçlar için değil, aynı zamanda daha büyük iyilik için kullanmamız şart. Aktivist ve hayırsever çabaları görünür şekilde desteklemek, bu çabaları kendimiz başlatacak kaynaklara veya zamana sahip olmasak bile yapabileceğimiz en asgari şeydir ve özveri ile farkındalık sergiler. Ayrıca bu, kopukluğun norm haline geldiği bir dünyada hepimizin sosyal varlıklar olarak, iyiliği için zarar verici olan bu durumun üstesinden gelmek adına benzer düşünen insanlarla daha güçlü topluluklar oluşturmamızın harika bir yoludur.
Bu gibi hareketlerde sanat ve aktivizmi birleştirmek sence neden önemli?
Sanat, bir duruş sergilemek için her zaman önemli bir kanal olmuştur. Sanat, sanatsal eğilimleri olan ancak başka bir aktivizm yönteminde kendine yer bulamamış kişileri harekete geçirmek için gerçekten etkili olabilir. Protestolara katılmak, boykotlar ve imza kampanyaları düzenlemek, oy kullanmak ve geleneksel türde aktivizmin diğer yollarına dâhil olmak önemli ancak daha yaratıcı yaklaşımlar da aynı şekilde önemlidir. Protestoların sanatsal performanslar içermesi ve aynı şekilde sanat eserlerinin toplumsal konuları ele alması her zaman keyif vericidir. Bu iki unsurun birleşimi, çoğumuzun sahip olduğu ifade ihtiyacını güzel bir şekilde karşılar.
Bu projeyi organize ederken ve tanıtırken ne gibi zorluklarla karşılaştın?
Bazı zorluklar yaşadım ama hiçbiri büyük ölçekte değildi. Elbette, katılmasını istediğim tüm sanatçılar geri dönüş yapmadı; bazıları kişisel sebeplerle teklifi reddetti ve bazıları da istedikleri hâlde plak şirketlerinin müzikleri üzerindeki lisans kısıtlamaları nedeniyle projeye katılamadı. Ancak genel olarak süreç oldukça sorunsuz geçti ve büyük bir aksilik yaşanmadı.
Goths for Palestine’ın yayımlanmasından sonra sanatçılardan, dinleyicilerden veya diğer kişilerden şaşırtıcı ya da unutulmaz tepkiler aldınız mı?
Zamanla, sanatçı kolektifimize en harika kişilerin katılması konusunda şanslıydık. Bu bağış kampanyasının ayrıntılarını demokratik ve şeffaf bir şekilde tartışmak ve birlikte kararlar almak için bir grup sohbeti başlattık. Bunun ötesinde, bu derleme bağlamı dışında bile birbirimizin sanatçılığını desteklemek konusunda dikkate değer bir dayanışma sergiledik. Bu, bazı ortak performanslara ve sanatçıların birbirlerinin konserlerine katılarak karşılıklı destek göstermelerine yol açtı. Sanatçıların küresel düzeyde çok daha fazla kullanabileceği türden bir dayanışma ve topluluk ruhu bu. Karşılıklı destek zaten bir ölçüde var olsa da, genellikle sanatçılar olarak kendimizi izole hissetme eğilimindeyiz; özellikle de kapitalist statüko, çoğu zaman bizi birbirimize karşı kışkırtmaya, sağlıklı dostluk yerine zehirli bir rekabet ortamı yaratmaya çalıştığında… Bence hepimiz aynı gemideyiz ve daha yaygın bir birliktelikle hem birbirimizin gelişmesine yardımcı olabilir hem de geniş çapta insanî sorunları ya da bağımsız müzik üretiminde karşılaştığımız zorlukları ele alabiliriz.
Şu ana kadar satışlar ve farkındalık yaratma açısından karşılıklar nasıl oldu?
Oldukça olumlu. Şimdiye kadar topladığımız toplam bağış miktarı 5700 USD ve bu sayı artmaya devam ediyor. Sadece bu meseleye altkültür içinde ışık tuttuğumuz için değil, aynı zamanda müzikal açıdan da övgü aldık. Bu şaşırtıcı değil çünkü bu derlemede yer alan sanatçıların olağanüstü yeteneği ve prestiji gerçekten etkileyici.
Toplanan bağışların Filistin’deki insani yardımlar için neler başarmasını umuyorsunuz?
Umarım bu bağışlar, en acil ihtiyacı olanlara gerekli yardımları etkili bir şekilde ulaştırıyordur. İlgili yardım kuruluşunun seçimi; kolektifimizdeki tüm sanatçıların söz sahibi olduğu, özenle araştırılmış ve titizlikle yürütülen bir ortak çalışmaydı. Grup tartışmamızda, büyük insanî yardım kuruluşlarının karşılaştığı yardım engelleriyle ilgili endişelerimi dile getirdikten sonra Zoe Zanias, ANERA’yı önerdi. ANERA’nın abluka altında olmasına rağmen Gazze’de yiyecek ve diğer ihtiyaçları dağıtmaya devam edebildiği görülüyor, bu da doğru bir seçim yaptığımızı gösteriyor.
Gelecekte benzer projeler için planların var mı ya da müzik topluluğunun Filistin’i desteklemesinin başka yollarını mı hayal ediyorsun?
Aslında, bu bağış derlemesinin ikincisini planlıyorum. Bu arada, Goths For Palestine markalı bir ürün serisi başlattım; bu ürünlerin gelirleri de aynı şekilde tamamen ANERA’ya bağışlanacak ve ayrıca derleme ve meseleye farkındalık yaratılmasına katkı sağlayacak. İkinci derlemenin henüz kesin bir takvimi yok, ancak katılmak isteyenler her zaman benimle iletişime geçebilirler.

Söyleşi serisinin sonraki bölümlerinde hangi isimlerle bir araya gelmemizi istediğini Kara Kadans Instagram ve Bluesky hesaplarını takip ederek paylaşmayı unutma. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.




