Kısa bir aranın ardından Kara Kadans söyleşi serisinin yeni bölümünde yeniden Türkiyeli bir sanatçının zihin dünyasını aralıyoruz. Bu kez konuğum, ilk albümünü birkaç ay önce yayımlayan Charnel

Charnel de Kara Kadans sayesinde tanıştığım, hem pek çok enstrüman çalabilen hem de müthiş ses manzaraları ve sözler yaratan yetenekli müzisyenlerden biri oldu. Yaptığı müziğe eşlik eden görsel dünyası ise bana sık sık, Charnel’in Türkiye’nin gotik estetik ihtiyacını sırtladığını düşündürdü. Onunla karşılaştıktan kısa bir süre sonra paylaştığı ancak şimdi yayında olmayan teklisi, kendisinin de ifadesiyle duyum estetiğinin de anlatış tarzının da geldiği son nokta olduğundan, beğenilmesi riskli bir şarkı olmasına rağmen bizi Charnel’in dünyasına davet eden ilk parçaydı. Ardından, 7 şarkılık tüyleri diken diken eden bir albüm geldi. Bugün o albümün dördüncü ayına girişini kutluyoruz! 

Charnel’in tamamı İngilizce sözlerden oluşan ilk albümü “Dark Without Black”, 25 Ekim 2024’te yayımlandı. 

Albümün giriş parçası olan “Gates & Chains”e referansla, zincirleri kırıp kilitli kapılardan geçerek ulaştığımız bu gizli hazine için kişisel sosyal medya hesabımda “Charnel is my new London After Midnight” ifadesini kullanmıştım. İddialı olduğunun farkındayım ama bu sözümün hâlâ arkasındayım çünkü bu albüm benim Türkiye’den çıkacak bir goth rock albümü beklentimi oldukça karşıladı. Gotik rock’ın en güçlü temsilcilerinden London After Midnight’ın adını geçirsem de açıkçası bu albüm, son zamanlarda dinlediğim en benzersiz işlerden biri oldu. 

Şimdi, sözü daha fazla uzatmadan Charnel ile söyleşimize geçelim. Bu arada “Dark Without Black” de arkada çalmaya devam etsin.

Daha önce, Charnel’in en acılı ve en yoğun anılarını, en çok önemsediğin duygularını küçük baloncuklara hapsetmek için yanında olduğunu söylemiştin. Bize Charnel’in nasıl bir persona ve akabinde nasıl bir proje olduğunu biraz anlatabilir misin? Charnel kimdir ve nedir? 

Charnel’i daha çok bir alan veya bir aile gibi görüyorum. Adından da anlaşılacağı gibi, o alan bir mezarlık. Ve kimi anılar gömülmek bilmiyor.

Seni “Dark Without Black” albümündeki şarkıları yazmaya iten; kayıplar, duygusal çöküşler, iç çatışmalar gibi yoğun bir duygusal bagajın var. Özellikle ölümle çok yakın hissettiğin zamanlarda, sanki son gününmüş ve sevdiklerine bir açıklama borcu yapman gerekiyormuş gibi düşünerek bu şarkıları yazmaya doğru ilerlediğini biliyorum. Bu kırılganlık anları “Dark Without Black”in anlatısını nasıl şekillendirdi? 

Harekete geçmekte zorlanan biri olarak açıklama yapma ihtiyacım beni bunca şarkıyı yazmaya itti. Yaptığım yanlışlardan ve hatalardan ders almalıydım. Hayal kırıklıklarımın hüsranıyla bunları kalbimin derinliklerine gömmek yerine Charnel’in anıtına ekledim.

Müziğin arkasındaki yaşanmışlıklar ve bunların sanat aracılığıyla dönüşümü beni her zaman heyecanlandırmıştır. Sen de “bu deneyimlerin boşuna yaşanmadığını” söylüyorsun. Tüm bunları sanata dönüştürmek, o anlara bakış açını nasıl değiştirdi?

Bazı anların içinde tekrar tekrar bulunmak hiç kolay değildi ama şarkı söyleyerek bu duyguların üzerine gitmenin, içimden atmakta çok yardımı oldu.

Albümün yaratım süreciyle ilgili daha detaylı konuşalım istiyorum. Bu albümle gelen bazı şarkılar uzun bir süredir seninleydi. Örneğin, Distorted Dreams yaklaşık üç sene önce bir gece yapıldı. Bizi Distorted Dreams’in yaratıldığı geceye götürebilir misin?

Benim için bir geçiş dönemiydi. Underground hip-hop’ın farklı tarzlardan beslendiği bir dönemde oldukça deneysel işlere imza atılıyordu ve rap’in elektronik müzikle olan denkleminin ucunun çok açık olduğunu görmüştüm. Arkadaş ortamımda da çok fazla rap dinlerdik. Bones, Yung Lean, $uicideboy$ ve niceleri… Bu beni, metal müzikle büyüyen biri olarak büyülüyordu. Ancak farklı farklı anlatı biçimleri denesem de bir türlü istediğim anlatıyı ve kaliteyi yakalayamadığımı hissediyordum. Bu yüzden, yaptığım belki 30’dan fazla demoyu kenarda bırakıp yeni bir yol izlemem gerektiğini düşünürken kendimi darkwave, coldwave, endüstriyel, goth rock ve post-punk gibi türlerde bulabildim.

Distorted Dreams ise, bunca zamandır almadığım sorumluluklar için kendime kızdığım bir yakarıştı. Parça, o kabuğu kırmamda oldukça yardımcı oldu.

Diğer şarkılar ise, albüme de adını veren Dark Without Black ile başladı. Bu şarkılar, bildiğim kadarıyla, tamamen “kendin yap” bir yaratım şekliyle belki 6-7 ayrı evre oluşturdu. Parçaları meydana getirme ve kayıt sürecinden aklında kalan, bizimle paylaşmak isteyeceğin çarpıcı bir anı var mı? 

İstanbul’dan İzmir’e taşınmak zorunda kaldığım bir dönemdi ve her şey çok ağırdı. Kendimi gerçek anlamda çok karanlık ve daraltıcı bir evrede bulmuştum.

Corpse-Like’ın kayıtlarını almamız ve programa geçirmemiz çok uzun ve sancılı geçmişti çünkü kafamız o kadar yüksekti ki şarkının içinde kaybolmuştuk. Bas ve gitar olan aynı döngüyü belki de yarım gün çaldığımızı hatırlıyorum. Hem de tek kelime etmeden. Bizi gerçek bir katarsise soktuğunu düşünüyorum o şarkının.

Karanlık bir müzik atmosferi yaratma sürecinde tanıştığın en uyumlu müzisyen olarak tanımladığın ve birlikte yüksek bir uyum ve tansiyon yakaladığını söylediğin bas gitarist Umut ile işbirliğiniz albümün sound’unun şekillenmesinde çok önemli ve tüm duygularını dışa dökmende yardımcı olmuş gibi görünüyor. Bize bu dinamikten, Umut’un katkılarının ve genel olarak müzisyenler arası paslaşma ve dayanışmanın müziğini nasıl etkilediğinden biraz daha bahsedebilir misin?

Anlatmam ve paylaşmam gereken hikayelerimi ve içimden çıkarmak istediğim “şeytanları” fikir olarak Umut’a döküyordum ve verdiğim taslak üzerinden kendimizi duygulara bırakarak ilerliyorduk. Bolca “jam attıktan” sonra da kayıt almaya geçiyorduk. Çok uzun bir süre aynı evi ve yolu paylaştık. Bu kadar depresif bir yolda ilerlemeye razı olmak kolay değil.

Bu bölümde, biraz da karşılıklı ilham ve etkileşimlerden bahsetmek istiyorum. “Dark Without Black” adlı çıkış albümün, girişte de söylediğim gibi, benim Türkiye’deki gotik rock sahnesinde en çok ihtiyaç duyduğum ve son zamanlarda dinlediğim en özgün iş oldu! Dolayısıyla, iki şeyi birlikte soracağım. Müzikal, edebî, görsel ya da başka hangi sanatsal/estetik etkiler “Dark Without Black”in şekillenmesine yardımcı oldu? Albümün Türkiye’de müzik sahnesini nasıl etkilemesini ve hangi sınırları zorlamasını hedefliyorsun? 

Türkiye’de bir ‘goth scene’ görmeyi çok istiyorum. Bunun için alan oluşturulmasını destekleyeceğim çünkü Türkiye’de bir yerlerde kendini istediği gibi gösteremeyen ve yaşatamayan ama bunu çok isteyen bireyler olduğuna eminim.

Beni etkileyen ve beslendiklerim arasında, korku ve gerilim kültürü en ön planda olan temalardan biri. Filmlerde ve oyunlarda bu estetik oldukça ilgimi çekiyor. Oradaki atmosferik ya da işitsel bir şey müziğime yansıyabiliyor.

Dark Without Black” artık dünyada olduğuna göre, bir sanatçı olarak nasıl bir gelişim öngörüyorsun? Senin deyişinle “elinden ve kalbinden geleni ardına koymadığın bu şarkıları” ne zaman birlikte söyleyeceğiz? Yakında canlı performanslar var mı, seni nerelerde bulabiliriz?

80’lerde yapılan sahne şovlarını ve performansları yakalamak için çalışmaktayım ve grup olarak sergilemek en büyük isteğim. Daha doğal olmasını düşlüyorum. Hazır olduğumuz gibi her an şehrinize adım atabiliriz.

Son olarak; Charnel dinleyicilerine ve Charnel ile yeni tanışacak olanlara neler söylemek istersin? 

Kendinden bir parça bulabilenlere, en karanlık gecenin bile bir sabahı olduğunu hatırlatmak isterim. Karanlıkta parlayınız!

Charnel (Fotoğraf: https://www.instagram.com/filmanicart/)

Söyleşi serisinin sonraki bölümlerinde hangi isimlerle bir araya gelmemizi istediğini Kara Kadans Instagram ve Bluesky hesaplarını takip ederek paylaşmayı unutma. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.