2019 yılında Viyana’da bir sanat projesi olarak başlayan, çeşitli tekliler ve bir EP’nin ardından “Album 1” ve “Album 2” adlı iki albüm yayımlayan ve 30 Kasım 2024’te Kara Kadans olarak Noh Radio, Sesçibaba ve King’in katkılarıyla Noh Extended’da düzenlediğimiz ilk Türkiye konserlerinde canlı dinleme fırsatı bulduğumuz ikili Zack Zack Zack’tan tanıdığımız Cemgil Demirtaş ile üçüncü teklisine doğru geri sayım yaparken solo projesi “CEMGİL” hakkında konuştuk.

Kasım 2024 ve Şubat 2025’te yayımladığı ilk iki teklisinin prodüksiyon, mix ve mastering’ini üstlenen Berlinli sanatçı Sid Vision’ın da bu ilginç ve heyecanlı deneyime dair paylaşımlarına yer verdiğimiz bu söyleşide; Doğu ve Batı arasında deneysel bir birliktelik kuran, karanlık ambient sesleri 1980’lerin karanlık diskosuyla bir araya getirirken sanatsal çabaları projenin özü olarak birleştiren CEMGİL’in yolculuğuna yakından bakıyoruz.

Zack Zack Zack, 30 Kasım 2024, Noh Extended (Önde Cemgil Demirtaş, arkada Yiğit Bakkalbaşı).
Fotoğraf: Deniz Kıvılcım

Cemgil, biz seni Popfest 2021, ORF Radiokulturhaus, Waves Vienna Festival 2022 gibi önemli sahnelerde yer alan ve geçtiğimiz yıl ilk Japonya turnesini gerçekleştiren Zack Zack Zack’tan tanıyoruz. Bunun yanında, “CEMGİL” adlı solo projeni Kasım 2024’te ilk teklin Zemin Kat ile duyurdun. Zack Zack Zack ile yolculuğun devam ederken bu solo projeye başlamak için sana ilham veren ne oldu? İkili olarak çalışmaya kıyasla solo çalışmak yaratıcı süreçlerini nasıl etkiledi?

İkili bir yapıda üretmek, beraberinde ortak kararlar ve kolektif bir dil getiriyor; bu da çok öğretici ve ilham verici. Ancak bir noktada, daha bireysel bir ifade alanına ihtiyaç duymaya başladım. CEMGİL tam da bu noktada ortaya çıktı. Solo üretimde tek başına olmanın getirdiği alan, iç dünyamla daha doğrudan bir bağ kurmamı sağladı. Kararlarımda tamamen özgür olmak, hem rahatlatıcı hem de zaman zaman sınayıcı.

CEMGİL aracılığıyla iletmek istediğin vizyonu veya duyguyu nasıl tanımlarsın? Hem seni diğer projelerinden tanıyan hem de senin dünyan ile yeni tanışan dinleyicilerin solo çalışmalarını dinlediklerinde hangi duyguları veya zihinsel imgeleri deneyimlemelerini istersin?

Solo projem benim için içsel bir alan. Hem geçmişimle hem de çevremle kurduğum bağları, sesler ve birçok farklı sanat dalı aracılığıyla ifade etme çabası. Bu projede geleneksel Türk ezgilerini gotik ve darkwave öğeleriyle birleştiriyorum; böylece hem tanıdık hem de yabancı gelen bir atmosfer yaratmayı amaçlıyorum. Dinleyicilerin bu parçaları duyduklarında sadece bir ses değil, aynı zamanda bir manzara görmelerini istiyorum. Daha önceki projelerimi bilenler, bu solo çalışmada daha deneysel yönlerimi görecekler. Yeni tanışanlar ise farklı coğrafyaların, zamanların ve duyguların iç içe geçtiği melez bir sanat projesini tanıyacaklar.

Sanatsal ilhamlarını ve zihin dünyanı biraz daha yakından tanımak için birkaç soru daha soracağım. Sanat, tasarım, müzik ve inşaat mühendisliği gibi farklı alanlarda zengin bir arka planın var. Bu disiplinler yaratım sürecinde birbirini nasıl etkiliyor? Müzikal etkilerin yanı sıra; görsel sanatlar, mimari veya mekânsal tasarım, müziğinde nasıl yer buluyor? 

İzmir’de doğup büyüdüm. Çocukluktan itibaren org, piyano ve gitar kursları aldım. Hepsi hafta sonu kurslarıydı ama bende çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Okul hayatıma çok başarılı başlayıp sonrasında normal başarılı biri olarak liseden mezun oldum. Rasyonel davranan bir karakterim var. Hep müzikle de ilgilendim. Üniversitede İnşaat Mühendisliği okudum. Daha sonra, yüksek lisans eğitimim için Viyana’ya taşındım. Fakat mimarlık ve sanat hep daha çok ilgimi çekti. Mühendislik fakültesi benim karakterimin en köşeli noktalarına dokunuyordu. Kötü değildi 🙂 İnşaat mühendisliğinin benim için yanlış bir tercih olduğunu düşünüyorum ama bana çok katkısı oldu. Mimarlığa ve tasarıma ilgim olduğu için yüksek lisansı bırakıp Viyana Sanat Okuluna başladım, görsel sanatlar ve tasarım okudum. Mühendislik ve sanat gibi birbirinden iki zıt diploma süreci bana birçok tezatlığı öğretti. Okurken ve sonrasında, Viyana’da birçok farklı sanatçıyla çalıştım, onların projelerinde yer aldım. Ardından profesyonel bir mimarlık stüdyosunda da çalıştım. Şu an mezun olduğum okulda yine aynı bölümde öğretmen olarak çalışıyorum. 

Sanat, müzik ve mimarlık, karakterimin köşelerini zımparalayıp beni daha organik bir forma dönüştürdü. Viyana Sanat Okulunda interdisipliner bir dersimiz vardı. İlk defa o derste benim için bu çok yönlülük kavramı anlam kazandı. İnterdisiplinler temelde beraber çalışarak üretilir. Herkes tecrübesini ve yeteneklerini kendi bildiği alanda en iyi şekilde aktararak bir bütüne hizmet eder. Ben bütün bu farklı disiplinleri denemeyi ve tecrübe edinmeyi istedim. Elbette daha iyi bildiğim disiplinler var ama yine de bir eğitimim olmasa bile enstalasyon yapmayı, film çekmeyi, tüm emeklerim sonunda bunları bir ürün altında birleştirmeyi seviyorum. Aslında dünyanın her alanında farklı disiplinlerin beraber çalışarak bir üretim sağlaması gerekir. Örneğin, yapı ve inşaat alanında yeni bilgisayar programları tek bir platform üzerinde farklı mimarlık ve mühendislik alanlarının beraber çalışmasına imkan veriyor. Bu sayede, iyi bir mimar artık mühendislik dilini, iyi bir mühendis de mimarlık dilini bilmek zorunda kalıyor. Dünya artık seni çok yönlülüğe zorluyor 🙂

İlk teklin Zemin Kat, Onur Merich’in yönetmenliğini üstlendiği tek plan çekilmiş muazzam bir video klip ile birlikte 29 Kasım 2024’te yayımlandı. 6 Şubat 2025’te yayımladığın ikinci teklin Unvergesslich de aynı şekilde etkileyici bir kliple taçlandı, üstelik bu kez yönetmen koltuğunda sen vardın. Önceki sorumla da ilişkili olarak, iki parçanı da video kliplerle beraber yayımlamayı tercih etmenin sebepleri nelerdi? Her iki kliple ilgili bize neler söylemek istersin?

CEMGİL projemi de aslında baştan itibaren tek yönlü tutmak istemedim. Elbette projenin temeli müzik fakat bu şarkıları üretirken hayal ettiğim sahneleri gerçekte kaydetmek istedim. Kliplerini kendim yapıyorum, en azından şu ana kadar 🙂

2024 yılının son çeyreğinde dört parça bitirdim ve artık kliplerine başlamam gerektiğini düşündüm. İlk teklim Zemin Kat’ın klibi Viyana’daki atölyemde çekildi. Atölyemin bulunduğu bina, klasik Viyana mimarisinde tasarlanmış olsa da iç bölümü alışılagelmişin dışında özelliklere sahip. Zemin Kat’ı kendi atölyeme ve orada bana hissettirdiklerine yazmıştım. Klibinin tek planda çekilmiş olması da atölyenin mimari yapısına çok uygun. Hayatın ve kafanın içinde geçen döngüler… Onur da harika bir iş çıkardı. Kameranın arkasında o vardı ve bu döngüyü en iyi şekilde yansıttığını düşünüyorum. İlk denemelerle birlikte sekiz ya da dokuzuncu tekrarda doğru sonuca ulaştık.

Unvergesslich ise daha sürece yayılan bir klipti. Dış çekimler için sis çökmesini beklemem gerekiyordu. Hava tahminlerinden bir program yapsam da klipte kullandığım görüntüler daha spontane gelişen sabah çekimlerinden ortaya çıktı. Viyana’daki dış çekimleri Tuna Nehri üzerine inşa edilmiş yapay bir adada çektim. Bu çekimleri bisikletimle tek başıma yaptım 🙂 Greifenstein bölgesindeki çekimleri Eylül Aslan yaptı, sevgili arkadaşım Umut Özer yardım etti. Eylül, aynı zamanda çok yetenekli bir fotoğrafçıdır. En son sahneleri daha açık bir havada, partnerim Antonella Muci ile birlikte Korneuburg’da yaptık. Kendisi çok yetenekli biri ve zevklerine çok güvenirim. Daha sonrasında düzenleme ve renk ayarlarını kendi atölyemde yaptım. 

Sidney Klein a.k.a. Sid Vision, Berlin’deki stüdyosunda. 2021.

Şimdi bu iki parçanın prodüksiyon sürecine daha yakından bakalım istiyorum. Hem Zemin Kat hem de Unvergesslich’in prodüksiyon, mix ve mastering’i Sid Vision’a ait. Anladığım kadarıyla, aynı iş birliğinden iki şarkı daha yolda. Sid Vision ile konuştuğumuzda, bu iş işbirliğini ‘benzersiz bir deneyim’ olarak tarifleyip bana şunları söylemişti:

Cemgil ile çalışmak gerçekten benzersiz bir deneyimdi — özellikle de hiç yüz yüze tanışmamış olduğumuz için. O Viyana’da, ben Berlin’deyim ve tüm iş birliğimiz telefon görüşmeleri ve mesajlar üzerinden gerçekleşti. Prodüksiyon sürecinde bir ara onu ziyaret etmek için neredeyse yola çıkıyordum fakat son anda, ciddi maddi sıkıntılar nedeniyle bu planı iptal etmek zorunda kaldım.

Cemgil, Berlin merkezli sanatçı Güner Künier ile yaptığım iş birliği sayesinde işlerimi keşfetmiş ve benden dört şarkısının prodüksiyonunu üstlenmemi istedi. Bu proje, daha önce yaptığım hiçbir şeye benzemiyor çünkü hiçbir kayıt benim stüdyomda yapılmadı. Cemgil bana tüm kayıtlı materyalleri gönderdi, zaman zaman ondan ek kayıtlar istedim ya da bazı eklemeleri kendim yaptım. Benim ana görevim, onun bana sunduğu malzemeleri alıp onları “lezzetli” bir şeye dönüştürmekti. Bana inanılmaz bir güven gösterdi; şarkılardan enstrümanları tamamen çıkarmama, parçaları yeniden yapılandırmama, hatta şarkıları kısaltmama bile özgürce izin verdi.

Cemgil’in bana duyduğu bu büyük güven karşısında gerçekten çok etkilendim. Beni özellikle etkileyen parçalardan biri Unvergesslich oldu: çarpık bir zaman ölçüsüne sahip olması, bölümlerin soğukkanlı bir şekilde söylenişi, epik bir synth geçişi ve adeta bir boşalma hissi veren akılda kalıcı nakaratıyla öne çıkan bir parça. 

Bu alışılmışın dışında, zarif ve kibar sanatçıyla gerçek hayatta tanışmak için sabırsızlanıyorum!

Bunlar gerçekten çok etkileyici! Sen bu deneyim hakkında neler söylemek istersin? Örneğin, Sid Vision’ın bu parçalar için doğru yapımcı olduğuna nasıl karar verdin? Sid’e şarkılarını yeniden yapılandırması için geniş bir yaratıcı özgürlük tanırken hiç yüz yüze gelmeden bu güveni nasıl inşa ettiniz?

Benim hakkımda söyledikleri için Sid’e çok teşekkür ederim. Kendisi gerçekten çok yetenekli bir sanatçı. Üretim sürecimde Sid gibi birine çok ihtiyaç duyuyorum. Aslında şarkıların tüm prodüksiyonlarını kendim yapıyorum. Basit bir mix ile bitiriyorum. Fakat müziğin mühendislik kısmında o kadar bilgi sahibi değilim. Bazen bazı parçaların potansiyelleri olduğunu biliyorum fakat iyi bir prodüktörün ya da ses mühendisinin o şarkıyı parlatması gerekiyor 🙂

Çok sevdiğim sanatçıların prodüktörlerini, kayıt stüdyolarını ya da mix & mastering mühendislerini araştırırım. Güner Künier’in “Aşk” albümünü dinlemiştim – müthiş albüm – ve özellikle davul tonlarını çok beğendim. Elektrik gitar seslerini wave müzik türüyle çok güzel harmanlamıştı, ki bu benim mix içinde asla yapamadığım bir şey 🙂 Özellikle kirli vokal efektleri de müziğimde sık kullandığım öğeler. Sid ile de bu yüzden tanışmak istedim. Sonrasında Sid’in üretiminde katkıda bulunduğu başka sanatçıları da dinledim. Kendisiyle iletişime geçtiğimde, o da konuya sıcak baktı ve süreç böyle başladı.

Elbette ikimiz de birbirimizi tanımıyorduk fakat kendisi en başından itibaren bu işi kendi projesiymiş gibi ciddiye aldı. Ben de elimden geldiğince her şeyi doğru ve düzgün yapmaya özen gösterdim. Müziğin üretimi gerçekten zor bir iş. Sadece evde enstrüman çalmak dışında, kaydetmek ve düzenlemek de işin bir parçası. Bambaşka bir ülkedeki bir prodüktörle çalışırken tüm teknik detayları gözden geçirmeniz gerekiyor. Projeyi en başından iyi bir planlamayla yürütmek elbette emek ve zaman alıyor ama keyfi burada 🙂 Tüm kayıtları aldıktan sonra Sid ile çalışırken müziği neredeyse tamamen bırakıp işin teknik bölümüyle ilgilendim. Fakat ortaya iyi bir iş çıktığını düşünüyorum.

Aslında bu işbirliklerini daha önce Zack Zack Zack için de yapmıştık. İlk EP’de Serhat Bedük’e bu şekilde ulaştım. Kendisinin Türkiye’de orijinal işlere imza attığını düşünüyorum. Bizim sound’umuzdan çok farklı çalışmaları vardı ama beni anlayacağını düşündüğüm için iletişime geçtim ve gerçekten çok iyi parçalar yaptık. “Album 1”in B yüzünde de Çilekeş ile tanıdığımız Görkem Karabudak’a yazdım, o da bize olumlu döndü ve beraber çalıştık. Onunla da çok iyi sonuçlar elde ettiğimizi düşünüyorum.

Sid’in öne çıkardığı parçalardan biri, alışılmadık zaman damgaları ve epik synth köprüsüyle Unvergesslich oldu. Bize bu şarkının yapım aşamasından biraz daha bahsedebilir misin? Ayrıca, senden yine Zack Zack Zack aracılığıyla Türkçe, Almanca, İngilizce arasında – bazen de farklı dillerin iç içe geçtiği –  sözler duymaya çok alışkınız. Ancak Almanca bilmeyenler için çevirinin eksik kaldığı yeri, parçanın asıl hikayesini bizimle paylaşabilir misin? 

Unvergesslich benim için gerçekten özel bir şarkı. Bazen ürettiğim bir parçanın ilk halini hemen mp3 olarak dışarı aktarıp günlük kullandığım kulaklıklarda dinlerim. Eğer şarkı bittiği gibi kendini tekrar dinletmek istiyorsa, anlıyorum ki, potansiyel var. Unvergesslich’i de ilk yaptığımda gerçekten çok beğenmiştim; ilk gün arka arkaya 50 kere dinlemişimdir. İnsan kendi şarkısı hakkında böyle söyleyince hoş duyulmuyor ama beğendim işte 🙂 Bugün ilk halini açınca komik oluyor. Boğuk bir mix, eksik sözler, tekrar eden 4’lükler… ama potansiyeli var.

Bu parçanın ilk çıkış noktası, 9/8’lik bir ritim ile wave (darkwave, new wave…) türünde bir müzik yapmaktı. Sequencer gibi adım adım çalan müzik aletlerinde (synthesizer, drum computer…) kesik ritimleri ayarlamak çok zor. Çünkü aletler 4/4’lük ritim ve genellikle 16 adımlık sekanslarla dizayn edilmiş durumda. Ayrıca bu parçayı kurgularken 9/8’lik ritmin sound içinde tadını kaçırırsam çok fazla Roman Havası olacaktı. Davullar ve synth’ler tamamen 80’lerin en bilinen enstrümanlarından: Linndrumm ve Juno106 – Neredeyse her yeni fikre bu ikiliyle başlıyorum. Şarkının ilk bölümünde ise, düğünlerde çokça kullanılan KORG Pa5x aletinden zil sesleri kullandım. Sevgili müzisyen arkadaşım Can Erkurt darbukayla sağlamlaştırdı. Ama şarkı, sound olarak klasik Roman Havasından uzakta bir 9/8’lik oldu.

Sözler için ise, yaptığım müziğe Türkçe ve Almanca çok iyi oturuyor. Unvergesslich oluşurken sözleri Almanca yazmaya başladım çünkü bu kadar iç içe geçmiş bir parçada farklı bir dil, farklı bir renk olabilir diye düşündüm. Almanca bu konuda harika bir dil. Bazı kelimelerin gücü inanılmaz; böyle kelimelerin her zaman peşinde koşuyorum. “Unvergesslich” (“Unutulmaz”) de böyle bir kelime diye düşünüyorum. Parçanın tüm sözleri bu kelime etrafında toplandı. “Unvergesslich” benim için aslında sonuna soru işareti konması gereken bir kelime. Şarkının da hikayesi buradan geliyor: Ölümsüzlük nedir? İnsanlığın, Tanrı-Ölüm-Ölümsüzlük arasında kurduğu denklem nedir? Unutulmaz olan nedir?

Düşünmeye değer, şahane sorular! 

Şimdi, söyleşimizin sonlarına gelirken, “CEMGİL” projesinin bir sonraki aşaması için sanatsal olarak neler hayal ettiğini merak ediyorum. Örneğin, başka sanatçılarla da iş birliği yapmayı düşünüyor musun? Yeni parçaları ne zaman duyacağız? Onlara da belli görsel konseptler eşlik edecek mi?

Şu an üçüncü teklim olacak Entschuldigung’un video klibi ile uğraşıyorum. Biraz daha deneysel bir kliple çok yakında yayımlanacak. Daha sonra yine video klip ile beraber gelecek olan, İtalyanca yazdığım bir parçam daha var: Il Verde. Üretime devam ediyorum. Albüm de mutlaka gelecek.

Elbette farklı birçok sanatçıyla çalıştım ve çalışmak istiyorum. Yakında yayımlanacak Entschuldigung parçasında gitarda Jonny Falter ile, daha sonra yayımlanacak “Il Verde” parçasında da klarnette Anastasia Kattou ile çalıştım. 

Zaman ayırıp sorularımı yanıtladığın için çok teşekkür ederim. Benim sorularım dışında eklemek istediğin bir şey var mı? 

Kara Kadans’a çok teşekkür ederim. Kara Kadans emek verir, emek bitmez.


Söyleşi serisinin sonraki bölümlerinde hangi isimlerle bir araya gelmemizi istediğini Kara Kadans Instagram ve Bluesky hesaplarını takip ederek paylaşmayı unutma. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.