Not: Bu yazı, Joy Division grubunun solisti Ian Curtis’in yaşam öyküsüne değinmekte olup intihar ve ruh sağlığıyla ilgili hassas konular içermektedir. Bu içerikler bazı okuyucular için tetikleyici olabilir. Eğer bu konular sizin için zorlayıcıysa, lütfen okumaya devam etmeden önce kendinizi gözetin. Destek arıyorsanız, profesyonel yardım almanız önemlidir. Türkiye’de ruh sağlığı desteği için 112 Acil Yardım hattını arayabilir veya bir uzmana başvurabilirsiniz.
Joy Division – post-punk’ın safi temsilcisi. Manchester’ın fabrika dumanlarından ruhlarını arındırmaya yeltenen gençlerin paslı yolculuğu… 4 Haziran 1976 gecesi Lesser Free Trade Hall’da Sex Pistols’ın dinleyenlerin ve şirketleşmiş rock’n roll dünyasının kulak zarlarını patlattığı ayininde bulunanlar arasındaki Ian Curtis, Bernard Sumner ve Peter Hook tarafından kuruldu. O gece, az sayıdaki seyirci arasında Joy Division üyeleri dışında The Smiths’ten Morrissey, The Fall’dan Mark E. Smith, Simply Red’den Mick Hucknall ve yakında Factory Records’ı kuracak olan Tony Wilson gibi büyük isimler de vardı. Bu konser, “dünyayı değiştiren konser” olarak adlandırılır. Peter ve Bernard konsere birlikte gitmişlerdi, Ian da sevgilisiyle oradaydı. Konserden oldukça etkilenen Peter ve Bernard, hemen birer davul ve bas gitar temin ederek solist arayışına girdiler. Ian bu ikiliyle zaten tanışıyordu ve grubun solisti oldu.
Ian Curtis, edebiyata ve müziğe oldukça ilgili, sakin ve yaşamını kendi içinde sürdüren bir gençti. Kafka, Gogol, Ballard gibi isimlerden oldukça etkilenmişti. Bu etkinin yansımalarını grubun şarkı isimlerinde bile gözlemleyebiliriz: Colony, The Atrocity Exhibition, Dead Souls… Müzik dünyasından ise Bowie, The Doors, Sex Pistols, The Stooges, Kraftwerk ve The Clash gibi birçok sanatçı ve grubun hem müziklerinden hem sahne performanslarından etkilenmiştir. Ian’ın özellikle bu iki disipline olan yoğunluğundan taşan maneviyat, onun zihniyle boğuştuktan sonra şarkı sözlerine yansıyacak; biz ise fiziksel olarak bu boğuşmaya, hayranlık duyduğu Jim Morrison’da olduğu gibi, sahnede sergilediği performansıyla şahit olacağız.

Grup 1977’de “Warsaw” adıyla, Buzzcocks ve Penetration’ı destekledikleri ilk konserini Electric Circus’ta verdi. O yıl Haziran’ın sonuna kadar gruba davulcu olarak Tony Tabac eşlik etti. Bu kısa süren eşlikten sonra Steve Brotherdale davulların başına geçti ancak grupla uyum sağlayamadı. Aranan kan ise, King’s School’dan Ian’ın okul arkadaşı Stephen Morris’in grubun davulcu ilanını görüp başvurmasıyla bulunmuş oldu. Stephen’ın katılımıyla grup bildiğimiz klasik halini aldı.

“Warsaw” adını, konser yolculukları sırasında, David Bowie’nin “Low” albümündeki Warszawa şarkısından yola çıkarak aldılar. Daha sonra “Warsaw Pakt” adlı başka bir grupla karıştırılmaya başlayınca, bu ismi “Joy Division” olarak değiştirdiler. “Joy Division” isminin hikayesi ise oldukça karanlık. Bu ismi bir Holokost edebiyatı örneği olan The House of Dolls adlı kitapta görerek alıyorlar. Kitap, toplama kamplarına getirilen genç kadınların, Nazi askerleri için kurulan genelevlerde çalışmaya zorlandıklarını anlatıyor. İşte bu kadınlara işkence eden birimlere Almancada “Freudenabteilung” yani “Joy Division” denilmekteydi. Grubun böylesine korkunç bir ismi alması oldukça tartışma yarattı, İngiltere’de faşist ve aşırı sağcı olmakla itham edildiler. İlginç bir detay ise, grubun “Warsaw” adıyla konserlere çıktığı dönemlerde bile sahnede militarist ögeler kullanmasaydı. Özellikle 1978’de yayımlanan “An Ideal for Living” EP’sinin Bernard Sumner tarafından tasarlanan albüm kapağındaki görsel grubun bu ögelerle ilişkisinin yalnızca “Joy Division” isminden ibaret olmadığını gösteren başka bir örnek. Üyeler verdikleri neredeyse her röportajda, söz konusu faşist düzeni çağrıştıran sembollerin veya sahne şovlarının 70’lerden sonra yaygınlaşan “şok estetiği” kavramıyla sınırlı olduğunu ve amaçlarının ironi yapmak olduğunu belirttiler.
Bu ithamlar ve tartışmalar sürerken Joy Division üyelerinin aslında tek, gerçek bir ideali vardı, o da sevdikleri işi yapmak. Yani çalmak, müzik icra etmek. Grup o dönem rock yıldızlarını tanrılaştıran, sahneyi seyirciden uzaklaştıran düzene karşıydı. Bu anlayış sayesinde, seyirciyle aralarındaki 200 metrelik mesafeyi 2 metreye indirme mottosuyla, yer yer başlarına iş de açan ateşli bir bağ kurmayı başardılar. Fakat punk’ın söz konusu şirketleşmiş düzene karşı açtığı toplumsal hareketi üstlenmemişler; daha ziyade bireyin sıkıntılarına ve bunalımlarına yoğunlaşmışlardır. Ian, bu konuda 1980 yılında Radio Blackburn’e verdiği röportajda, “Benim bakış açım ve yazma biçimim, daha çok kişisel ilişkilerle ve insanların belirli şeylerle başa çıkma biçimleriyle ilgili. Bunun içinde, insanların ve şeylerin nasıl farklı açılarda baktıklarıyla ve farklı insanların belirli sorunlarla nasıl başa çıkabileceğiyle, nasıl uyum sağlayabileceğimizle daha çok ilgileniyorum.” demiştir. Grubun nereye gittiği hakkındaki soruya ise şöyle cevap vermiştir: “Sadece olduğumuz gibi devam etmemizi istiyorum. Temel olarak, çalmak ve çalmanın tadını çıkarmak istiyoruz. Bence bunu yapmayı bıraktığımızda, işte o zaman bırakma zamanı gelecek ve bu son olacak.” Gerçekten de çalmaktan başka bir iş yapmamışlardır. Tek motivasyonlarının bu olması ve piyasadaki tecrübesizlikleri, içinde bulundukları müzik dünyasında zamanla çırpınmalarına sebep olmuştur.

Joy Division’ı Joy Division yapan, kesinlikle eşsiz sound’udur. Bu sound içimizde göremediğimiz, anlayamadığımız, kavrayamadığımız duyguların dili gibidir. Müzik kulaklarımıza dolduğunda, ruhumuzun karanlık yüzeylerinde kıvılcımlar çıkartır. Bu kıvılcımların alevi, bazen bir çığlık olarak yansır dışarıya bazen göz yaşları bazen de gıcır gıcır öten bir sessizlik… Aslında, depresif bir üşüme hâlidir Joy Division.
İşte bu sound’u bir bakıma grup üyelerine dayatarak yaratan isim ise, prodüktör Martin Hannett’tır. Martin, grubun müziklerinde boşluklar olduğunu düşünüyordu; bu boşlukları da teknolojik ve alışılmadık yöntemleriyle doldurmayı başardı. Zor bir adamdı ve çoğu zaman grup üyelerinden farklı fikirler taşıyordu. Üyeler daha çok The Stooges tarzında bir şey yapmak isteseler de Martin onları ikna etti. Böylece, ustalıkla ortaya koydukları, grubun yalnızca iki stüdyo albümünden ilki olan “Unknown Pleasures”, 15 Haziran 1979’da piyasaya sürüldü. Albüm, Tony Wilson’ın plak şirketi Factory Records etiketiyle yayımlandı. Tony de Joy Division evreninin önemli bir parçasıdır. Grup üyelerini şarkı yazmaları konusunda teşvik etmiştir: “Yazacağın en iyi parça, bir sonraki parçan olacak.” (Peter Hook, 2012)
“Unknown Pleasures”, yalnızca bir albüm değil, insanın kendini duymaktan alıkoyamadığı hipnotik, ilahî bir çağrıdır. Gölgelerinin seninle konuşmaya cüret etmesidir. The Cure’un solisti Robert Smith, Joy Division ile 1980 yılında aynı sahnede de çalmış ve verdiği bir röportajda “Unknown Pleasures”ın kendisini ne kadar etkilediğinden bahsetmiştir. İkonik albüm kapağı ise, 1970’te Cambridge Üniversitesindeki radyo astronomi çalışmalarında bir pulsarın radyo sinyallerini geliştirmesiyle ortaya çıkan görüntünün Peter Saville’in dünyasında yoğrulmasıyla meydana gelmiştir.
Albümdeki She’s Lost Control parçasının hüzünlü bir hikâyesi vardır. Ian’ın, iş ve işçi bulma kurumunda çalıştığı dönemde, özel gereksinimli işçileri uygun pozisyonlara yerleştiren bir görevi vardı. Bu işi esnasında epilepsi hastası bir kızla tanışmıştı. Kız düzenli olarak bu departmana uğruyordu. Bir süre sonra gelmeyi bırakınca, Ian kıza ulaşmaya çalıştı ve uykusunda nöbet geçirerek trajik bir şekilde öldüğünü öğrendi. Bu olayın ardından da She’s Lost Control’u yazdı. Hikâyenin daha da trajik kısmı ise, grubun başkent Londra’daki ilk konserinin dönüşünde rahatsızlanan Ian’da epilepsi semptomlarının görülmesiydi.

1979 yılında doktorlar Ian’ın epilepsi olduğunu doğruladı. Çeşitli tıbbi ilaçlar ile hastalık bastırılmaya çalışıldı. ‘Bastırılmaya’ diyorum çünkü Ian’ın kullandığı ilaçların ve aldığı tıbbi desteğin yetersiz kaldığı ve uygun olmadığı, ölümünden sonra birçok doktor tarafından dile getirilmiştir. Epilepsi nöbetleri, Ian’ın depresif hayatıyla ve aldığı ilaçlarla giderek artmaya başlamıştı. Neredeyse her konserin sonuna doğru bayılıyor, ekip üyeleri tarafından kulise taşınıyordu. 16 yaşında tanışıp 18 yaşında evlendiği Deborah ile bir çocukları vardı; müzik dışında ise hayatlarında pek bir eğlence yoktu. Ian büyükelçilikten tanıştığı Belçikalı gazeteci ve müzik organizatörü Annik Honoré ile aşk yaşamaya başlayınca, hayatı, içinde durmadan patinaj çektiği bir bataklığa dönmüştü. “Unknown Pleasures” ile yakaladığı başarı da üzerindeki baskıyı giderek artırdı. Nitekim, o haber, Joy Division’ın ilk Kuzey Amerika turnesinin hemen arifesinde geldi.
Ian’ın arkadaşları ve patronları onun bu ruhsal kırılmalarına hiçbir zaman gerekli ilgiyi göstermediler. Tony Wilson daha sonra şunları söylemiştir: “Sanırım hepimiz onun intihar edeceğini düşünmeme hatasını yaptık. Hepimiz tehlikeyi tamamen hafife aldık. Ciddiye almadık. O kadar aptaldık.” Ian da yardım isteyen, kendinden bahseden biri değildi; içgörüyle sürdürdüğü gizemli bir hayatı vardı. Yazdığı Love Will Tear Us Apart, onun kendi içinde sıkışıp kaldığını anlatan bir cenaze melodisidir. Ian, 18 Mayıs 1980’de Deborah ile boşanma kararı aldıkları dönemde yaşadığı ruhsal ve fiziksel krizlerin artması sonucu, evinin mutfağında kendisini astı. İntiharından önce kendine adeta küçük bir ritüel hazırlamıştı. Werner Herzog’un Stroszek filmini izledi ve Iggy Pop’ın dinleyenler için ölümle yaşam arasındaki gri alanda bitmeyen bir afallama hali olan “Idiot” albümünü soluyarak hayatına son verdi.
Joy Division’ın son stüdyo albümü “Closer”, Ian’ın ölümünden iki ay sonra yayımlanmış, UK Albums Chart’ta 6. sıraya yükselmiştir. Love Will Tear Us Apart da UK Singles Chart’ın 13. sırasında yer almıştır.
Ian’ın ölümünden sonra grup üyeleri artık Joy Division olarak devam etmek istemiyordu ve Bernard Sumner’ın solistliğinde New Order grubunu kurdular. Zaman zaman Joy Division konserlerinde ekibe destek veren, Stephen Morris’in kız arkadaşı Gillian Gilbert de gruba klavyeci ve ikinci gitarist olarak katıldı. New Order üyeleri Joy Division müziğinden uzaklaşarak kendilerine has neşeli bir sound yakalamaya çalıştılar.
Sonraki yıllarda Joy Division’ın canlı kayıtları piyasaya sürüldü. Canlı parçalar ve nadir kayıtlar içeren “Still” 1981’de, birkaç basımı tükenmiş tekli de dahil olmak üzere “Substance” derlemesi 1988’de Factory tarafından yayımlandı. Factory’nin 1992’deki iflasından sonra Joy Division kataloğunu satın alan London Records, 1995’te “Permanent”ı yayımladı. Kapsamlı kutu seti “Heart and Soul” da 1997’de dinleyiciyle paylaşıldı.
Grubun efsanevi basçısı Hookey (Peter Hook), New Order’dan ayrıldıktan sonra 2010 yılında Peter Hook and The Light grubunu kurdu. Grup, Ian’ın ölümünün 30. yıl dönümünde “Unknown Pleasures” şarkılarını, mistik müzik stüdyosu ve isli mabet Factory Records binasının Hookey tarafından satın alınarak FAC 251 – The Factory isimli bir mekâna dönüştürülmesiyle, canlı olarak çaldı. Peter Hook and The Light hâlâ New Order ve Joy Division diskografisinden seçtikleri setlist’lerle dünyanın birçok yerinde turneler gerçekleştirmektedir.
Joy Division’a geri dönecek olursak… 2002 yapımı 24 Hour Party People filmi, Sex Pistols’ın “dünyayı değiştiren konser”i etrafında Joy Division’ın da yer aldığı müzik evrenini konu edinir. Özellikle Ian’ın biyografisine odaklanan Control ise 2007’de vizyona girdi. Grup hakkında daha detaylı bilgi edinmek için şu kitaplara bakılabilir:
- Deborah Curtis, 1995, Touching From A Distance
- Peter Hook, 2012, Unknown Pleasures: Inside Joy Division
- Bernard Sumner, 2014, Chapter and Verse – New Order, Joy Division and Me
- Stephen Morris, 2019, Record, Play, Pause
Joy Divison’ı üstünden yıllar geçmesine rağmen hâlâ dinlenebilir kılan, kesinlikle, benliğimizde bizim temas edemediğimiz karanlık yerlere dokunuyor olmasıdır. Ian’ın ölüm dansı da bu temastan cereyan etmiştir. Kendisine zarar vermesine rağmen o yükselme hâlinden kurtulmayı başaramamış ve müziğiyle içselleşen bu performansı onunla sonsuz bir boyuta taşınmıştır. Joy Division’ı dinledikçe burnumuza, bizi yaratmaya iten bir pas kokusu gelir; algılayamadan, kavrayamadan gerçekleşen bir yaratma dürtüsüdür bu. Her insan için farklı bir deneyimdir aslında; özel bir yalnızlaşma hâlidir.
Bu yazıda yararlanılan kaynaklar:
Kitaplar
- Sumner, Bernard, 2014, Chapter and Verse – New Order, Joy Division and Me, Bantam Press, England.
- Curtis, Deborah, 1995, Touching From A Distance, Faber & Faber, England.
- Hook, Peter, 2012, Unknown Pleasures: Inside Joy Division, Simon & Schuster Ltd, England.
İnternet Siteleri
https://manchesterhistorian.com
https://farmerofthoughts.co.uk
https://disordertc.wordpress.com
https://www.electricityclub.co.uk
YouTube
https://youtu.be/du_5Iij5CAE?si=E1WzJxXE23dx-aY0
Kara Kadans blog, 1 Mart 2025 itibariyle yayında. Bu yazıda ve blog’daki diğer yazılarda ifade edilen görüşler yalnızca yazarına aittir ve Kara Kadans’ın resmi görüşlerini yansıtmaz. Nitekim, Kara Kadans’ın resmi bir görüşü yoktur. Ancak Kara Kadans; insan ve hayvan haklarına saygılı, ayrımcılık ve nefret söyleminden uzak bir topluluk oluşturmaya önem verir. Cinsiyetçilik, ırkçılık, türcülük, LGBTİ+ karşıtlığı, şiddet ve nefret söylemi içeren yorumlara Kara Kadans’ta yer verilmez. Bu çerçevede, saygılı ve kapsayıcı bir tartışma ortamı için katkılarınızı karakadansbulten@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.




